Apo’nun “has bahçe” güllerinden meşhur Osman,malumunuz devlete “hass..tir!..” çeken adamdır..
Osman “Hssst..rin” dedi, sustular..
Dahası,devletin tepesinde oturan zat,Osman’ı makamında ziyarete gitti!..
Devamı da TBMM’de gördüğümüz sahneler..Apo’nun “hasbahçesinin öteki gülleri” meclis oturumunda milletvekillerini yumrukluyorlar..
Son bir haftada,sokaklarda seksenden fazla araç ateşe verildi..
PKK yaktı!..
Bir iki fail yakalandı (Üniversite öğrencileri) ama, organizatörler ortada yok!..Var ama yok!..
PKK’nın sokakları ateşe veren organizatörleri ortada yok ama sesleri TBMM içinde her geçen gün daha gür çıkıyor..
Ve hatta sesleri yetmiyor, yumrukları da konuşuyor!..
Böylece, “Apocu tabana Türklerin canına okuyoruz!” mesajı veriyorlar..
Gelinen nokta budur ve bu gelinen nokta adeta Türklerin Türkiye’den tasfiyesine bir takım “Türklerin” yeşil ışık yaktığının işaretidir!..
(daha fazla…)
“Hastir” sonrası mecliste dayak
13 ŞubHulki Cevizoğlu’dan “Havalanma Teorisi” ve Tayyip’e göre ulusalcılık
13 Şub
Özal’dan bu yana liderlerin uzun seyahatleri sırasında uçakta verdikleri demeçler hep dikkat çekici olmuştur.. Uçak demeçlerinin sanki gizemli bir yanı vardır.. Gazeteci-Yazar Hulki Cevizoğlu bu konuyu çok ilginç biçimde açıklıyor..
Sayın Cevizoğlu şöyle diyor:
“İnsanların toprakla çok sıkı bir bağlantısı var. Aslında, ‘Topraktan gelip toprağa gidiyoruz’ sözü bunu en kısa biçimde özetliyor.
Bu ‘geliş’ ve ‘gidiş’ arasındaki süreçte, toprağa bağlı yaşamaya devam ediyoruz. Gıdalarımız(beslenmemiz) bile toprağa bağlı. İçinde yaşadığımız barınaklarımız (evlerimiz) gibi..
Tarihe geçecek teori
Burada değineceğim konu, insanoğlunun toprakla olan bu tür bağlantısı değil. ‘Toprak’ve ‘düşünce’ (mantık) bağlantısı.. Buna ‘Toprak Teorisi’, ‘Havalanma Teorisi’ya da naçizâne kendi adımı vererek ‘Cevizoğlu Teorisi’
denebilir.
(daha fazla…)
Yılmaz Polat’ın kitabından bir şifre – Behiç Kılıç
6 Eyl
Gazeteci-Yazar Yılmaz Polat “CIA Pençesinde Açılım” adlı en çok satanlar listesinde olan son kitabında, “Siyasi çözümün şifresinin Erdoğan’ın 5 Kasım’da Bush ile Oval Ofis’te baş başa görüşmesinde saklı olduğunu” yazıyor, şöyle diyor: (S-158-159)
“Erdoğan için beklenen gün geldi. Bush’un keyfi yerindeydi.
Gelenlerle teker teker tokalaştı; sıra milletvekili olmadan önce ABD yönetimlerinin yeminli çevirmeni olan Egemen Bağış’a gelince şöyle bir bakarak “Kilo vermişin; ne yapıyorsun?” diye sordu. Hal-hatır faslından sonra Türk heyetine dönen Bush “Beyler bize izin verin. Tayyip’le baş başa görüşmek istiyorum” diyerek Erdoğan’ın sırtına dokunup Oval Ofis’e yürüdü. Recep Tayyip Erdoğan, Ofis’e yönelirken Dışişleri Bakanı Babacan’a gelmesi için işaret etti. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Genelkurmay İkinci Başkanı Org. Ergin Saygun bir köşeye çekilip beklemeye başladılar. ABD Dışişleri Bakanı Rice İsrail’de, Savunma Bakanı Gates de Çin’de olduğu için görüşmeye katılmıyordu. Bush, Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley’i yanından ayırmıyordu. Görüşme tam bir saat 15 dakika sürdü. Saat 14.15’te Oval Ofis’in kapısı açıldı. Bush’un yüzü gülüyordu. Erdoğan sessizdi. Washington’a gelmeden önce TBMM’nin verdiği sınır ötesi yetkiyi kullanacağını söyleyen Başbakan bu konuya değinmiyordu. (daha fazla…)
