İsrail’e Değil Şehitlerine Bak

23 Eyl

SEVGİLİ okuyucularım, Türkiye dün sabah saatlerinde yine dört şehit haberi ile sarsıldı. Ben bu yazıyı yazarken sayı belki de artmıştır. Allah affetsin, her gün neredeyse “Şehit toto” oynuyoruz.

Bugün kaç şehit veririz? Yarın ne olur, sayı kaça yükselir?..

Bu soruların yanıtını bilmek elbette mümkün değil. Bunu ülkeyi yönetenler de bilemez.

Ama onların görevi bilmek değil, bir şey yapmaktır. Hiçbir şey yapamıyorlar. Elleri kolları bağlı, olup biteni seyretmekle yetiniyorlar.

Türkiye’de bunlar olurken Çankaya’daki AKP’li yurtdışında, Büyük Birlik Partisi’nin helikopter kazasında can veren eski başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun olayını gündeme taşıyor. Efendim, kaza sonrasında çekilen videoları izlemiş, oralarda birileri ellerindeki tornavidalarla helikopterin kara kutusunu söküyormuş.

Türkiye’nin gündemine yurtdışından bu konuyu taşıyor.

Bu işin nereye varacağını demiyorum, vardırılacağını size hemen söyleyeyim:

Bu helikopter kazası da eninde sonunda “Ergenekon’a (!)” bağlanacak ve yine asker düşmanlığı sergilenecek.

Yandaş medya bu işin çığırtkanlığını yapmaya şimdiden başladı bile.

Efendim o kara kutuyu sökenler, sivil değil üniformalı imiş! Kazanın olduğu dağ başında elbette jandarma vardı. O karakutuyu kimlerin neden söktüğünü bilen yok. Kutunun ne olduğunu, oradaki kayıtlarda ne olduğunu bilen de yok.

Ama her şey açığa çıkmış gibi konuşanlar var!

Tek taraflı beyin yıkama mekanizması yine çalışıyor.

Boy hedefi yine asker, arş ileri!

Peki ama Bay Abdullah Gül Almanya’da karşısına sıra sıra dizdiği yandaş medyanın gazetecilerine bunları söylerken, elinde seyrettiği video dışında herhangi bir belge, bilgi, bu helikopter kazasının önceden planlanan bir cinayet olduğu konusunda bir kanıt var mı?

Yok!

Varsayalım bu önceden planlanmış bir cinayetti. Bunu elindeki yarım yamalak nesnelerle açıklamak, ya da milletin kafasını bu yalan yanlış ve eksik bilgilerle doldurmak onun görevi midir?

Elbette değildir…Bunların bütün amacı, tek taraflı propagandayı sürdürüp milletin kafasını bu yolla bulandırmak, soru işaretleri yaratmaktır.

Yukarıda yazdığım cümleyi bir kez daha yineliyorum:

Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazası, eninde sonunda Ergenekon’a bağlanacak.

Aynen Hrant Dink cinayeti gibi!

Ne diyor o davanın savcılık iddianamesinde:

“Kanıt olmamakla birlikte, cinayetin Ergenekon terör örgütü tarafından işlendiği değerlendirilmektedir!”

Kanıt yok ama Ergenekon var!

Evet, Türkiye’de her gün bombalar patlıyor, silahlar konuşuyor, roketler havada uçuşuyor ve evlatlar toprağa veriliyor…

Ve devletin Almanya gezisindeki başı, gündeminde bunlara değinmek yerine helikopter kazasıyla uğraşıyor!

Hep birlikte Kürt açılımı başlattıklarında, terörist kafilesini Habur’dan buyur edip heriflerin ayağına seyyar mahkeme gönderdiklerinde ne demişti!

“Görecekseniz, her şey güzel olacak.”

Bu sözleri şimdi kulaklarımızda çınlıyor!..

Ne bilge adammış be!..

Her gün şehit cenazesi, her gün terör, gerçekten de her şey güzel oluyor!

 

***

 

Şimdi gelelim ABD gezisini sürdüren Tayyip’e…Önceki gece ABD televizyonuna çıktı ve aynen şöyle dedi:

“Gerekirse İsrail’le savaşırız!”

Aman yarabbim, bir yaşıma daha girdim. İsrail’le savaşacağız!

Peki niye?..Çünkü İsrail, Gazze ve Filistin’de yaşayan Arapların haklarını ellerinden almış.

İyi de güzel kardeşim, senin işin gücün Arap alemi midir? Sen Türk aleminde hiç var mısın?

Hemen yanıbaşımızda Kerkük Türklerinin başına gelenler seni hiç ırgaladı mı? O konularda ağzını hiç açtın mı?

Onları ezen, göç ettiren ve yok etmeye kalkışan Talabani ve Barzani isimli iki sahtekara sen bugüne kadar bir uyarıda bulunabildin mi?

Onları da bırak bir yana, Türkiye korkunç bir terör belasıyla boğuşurken, her gün cenazeler kaldırılırken, senin ABD gezinde ana gündemin İsrail mi olmalı?

Gerekirse savaşacakmış!..

Coştukça coşuyor, ağzından çıkanı kulağı duymamaya başlıyor. Elalemin televizyon kanallarında savaş tamtamları çalmaya başlıyor.

 

***

 

Bak sana söyleyeyim Tayyip!..Benden duymuş olma ama İsrail küçük ülkedir ama küçük lokma değildir. 400 milyon kelleden oluşan o Arap ülkelerini, kurulduğu 1948 yılından bu yana sustalı maymun gibi oynatmış, bozguna uğratıp karşısında esas duruşta durdurmayı başarmıştır.

Her açıdan, ama özellikle askerlik ve teknoloji açısından bir dünya devidir.

Arkasında bir de ABD olan İsrail’i öyle ufak tefek görüp Karamürsel sepeti zannetme!

(Ben bunları yazdığım zaman yandaş medyada birileri beni “Vay Yahudi ajanı, vay Siyonist” diye karalama çabasına girecektir!)

Bak Tayyip, İsrail’le savaşı sana yedirmezler. Elini bile oynatamazsın. İleri gidersen Obama seni bir azarlar, bir fırça atar, vallahi feleğini şaşırırsın.

Hem madem “Gerekirse İsrail’le savaşırız” diyorsun, bunu niçin Türkiye’de bizim gözlerimizin içine bakarak değil de, ABD televizyonunda söylüyorsun?

***

 

Bir ülke düşünün ki, terör belası arşa yükselmiş…Ve o ülkenin başbakanı denizaşırı ülkelere gidip böyle tutarsız, anlamsız, gerçek dışı sözler söylüyor.

Halen de Mavi Marmara gemisi diyor, İsrail özür dilesin diyor! Olay bir buçuk yıl önce olmuş, hala aynı sakızı çiğniyor.

Burada defalarca yazdım:

Mavi Marmara gemisinde İsrail komandoları tarafından öldürülen dokuz kişinin vebali, Tayyip’in ve hükümetin üzerindedir.

Güya “Gazze’ye insani yardım (!)” bahanesiyle İslamcı örgütler tarafından yola çıkarılan o gemide 500 kişi ne arıyordu?..

Gemi Türkiye’den yola çıkarken “Gazze’ye şehit olmaya gidiyoruz” diye kimler bağırıyordu ve onları hangi siyasi güç bağırtıyordu?

ABD televizyonunda tercüman aracılığı ile nutuk atarken kendi ülkesindeki terör belasına değinmiyor da, İsrail’le savaşmaktan dem vuruyor!

Türkiye’yi, her gün kaldırılan cenazeleri unutmuş, varsa yoksa İsrail! Varsa yoksa Filistin, Mısır, Libya, Suriye!..

Aslında o sahtekar Arap ülkelerinin pek çoğunun İsrail’le ticaret yaptığını, en büyük Yahudi yandaşlarının başta Suudi Arabistan olmak üzere o ülkeler tarafından korunup kollandığını ve beslendiğini, hatta Türkiye’nin savunmasında bile İsrail’in büyük payı olduğunu görmezden geliyor.

Kur’an’dan kaynaklanan Yahudi düşmanlığı ile kendi kamuoyuna oyun oynuyor, el çabukluğu yapmaya kalkışıyor.

Gerekirse İsrail’le savaşacakmış!

Savaş da görelim bakalım.

Sen şimdi Filistin, Suriye, Libya, İsrail gibi yerleri bırak bir yana da, elinden geliyorsa önce kendi ülkendeki terörle savaşmaya çalış. İsrail’e değil, Türkiye’de toprağa düşenlere bak.

Hedef saptırma, bu kadarını yemezler.

 

Emin Çölaşan

23 Eylül 2011

Yorum yapın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.